Geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabımdan sizlere bir soru sordum; “Lüks nedir?”. Gelen cevapların özeti “paranın satın alamadığı şeyler” üzerineydi. Mesela;

“AŞK” lüks demişler,
“TOPRAĞA BASMAK” lüks demişler,
“İŞİN EVE YAKIN OLMASI” lüks demişler,
“AYNI HEDEFE GİDEN İNSANLARA DENK GELMEK” lüks demişler.

Ne oldu da kimse Chanel çanta yazmadı, Ferrari demedi, bir villadan bahsetmedi…

Pandemi öyle bir geçti ki, bizlere yaşam ile ölüm arasındaki çizgiyi kalıcı olarak hissettirdi. Düşünceler değişti, beklentiler değişti ve dolayısıyla LÜKSÜN TANIMI DEĞİŞTİ.

Yıllar önce bir spor merkezinde çalışırken bir kişi üye olmak için gelmişti. Fakat biz uygun görmediğimiz için üye yapmamıştık. Sonrasında birkaç ortak tanıdık benimle kontak kurdu ve bana şunu sordu; “Adamın çok parası var ve ne isterseniz verir, nasıl alamazsın?”. Bense, bu kurumda paranın satın alamayacağı kurallar olduğunu ve kendisini bu nedenle alamayacağımı belirttim. Bu diyaloğu yaşadığım ortak tanıdığımız ertesi gün bana “Buna inanamıyorum. Böyle bir ortamda paranla bir şey alamıyor olmak çok can acıtıcı ama benim için hissiyatı çok güzel. Harika bir lükse sahip olduğumu fark ettim çünkü ben üyeyim 😊” demişti.

Para ile alınamayanların lüks olduğunu ilk defa o gün duymuştum.

Hayatımın büyük bir kısmını belirli bir seviyenin üzerindeki insanlarla çalışarak geçirdim.  Lüksü tüketme şekilleri de çok farklıydı. Aslına bakılırsa kötü tüketim yapanlar sebebi ile de lüks değer kaybetti diyebiliriz.

Hayatımın içinde olan arkadaşlarımdan, sosyal medyadaki arkadaşlarımdan, çeşitli etkinliklerden edindiğim durum şudur;

“Lüks artık doğal olana ulaşmak, aşık olmak ve işe yürümek 😊”.