fbpx

Yıl 2020  ve Corona virüs ile mücadele ediyoruz. Bizi her şeyi yeniden düşünmeye iten bu mücadele aslında güçlenerek çıkmayı ümit ettiğimiz bir süreç. Herkes için sağlık diliyorum.
Her şey yeniden gözden geçiriliyor ise fitness sektöründe yer alan firmalar da bunu yapacaktır diye düşünerek bu yazıyı yazıyorum.
Fitness sektörü için 1981-1996 yılları arasında doğan nesil oldukça önemlidir. Bunun bir sebebi var. 2019 tüketici raporuna göre, sağlık kulübü endüstrisindeki en büyük grubu burası oluşturuyor. Anlaşılması kolay bir gruptan bahsetmediğimiz için durum oldukça karmaşık aslında. Y kuşağının ekonomik durumu benzersizdir ve davranış kalıpları dışsal durumlarını yansıtır. İnternet ile büyüyen ilk nesil olarak, hem yeni bir tüketici türü hem de genç nesiller için bir prototip oluşturmaktadırlar.
Bu kuşağın 2020’de tüm tüketici harcamalarının en az% 30’unu oluşturması bekleniyor!!!
Harcama alışkanlıkları incelendiğinde aslında kulüplerin pazarlama ve satış üzerine yapması gereken hamleleri görüyor olmaları gerektiğini düşünüyorum. Düşünüyorum ama bunun okunabilmesi, yorumlanması ve hayata geçirilmesi için aksiyon alınması maalesef ki o kadar kolay olmuyor. Klasik satış modellerinin, çağa ayak uydurmayan kampanyaların ve en önemlisi bir şey üretmek istemeyen yöneticilerin sonuna geldik. Adına ekonomik kriz denilecek…

Y kuşağı en büyük müşteri kitlesi ise onları öne çıkaran 5 temel özellikten bahsedeyim. Ülkeyi ve dünyayı korona virüs terk ettiğinde yapılacak aksiyonlara katkım olsun.
1. Y kuşağı sağlık ve zindeliğe öncelik vermektedir.
Yakın tarihli bir raporda , sağlık ve zindelik için eğitim masraflarından daha fazla para harcamaya istekli oldukları belirtiliyor. Sınırlı harcama gücü nedeniyle önceliklerini ayarlamayı öğrendiler ancak sağlıklı yaşam, zihinsel sağlık ve sağlığa büyük önem verirler. Bu elbette çok iyi bir haber.

2. Y Kuşağı, yüksek ilgi bekliyor
Araştırmalar diğer yaş gruplarına göre kişisel eğitim ve küçük grup eğitimine yönelme olasılığının daha yüksek olduğunu bulmuştur. Ayrıca çok amaçlı kulüplere göre butik deneyimi tercih ediyorlar, bu da kulüplerin daha geleneksel tesislerde butik tarzı deneyimler sunmanın yollarını bulmasını zorunlu kılıyor.

3. Y kuşağına hizmet edebilmek için mobil yetenekli olmalısınız.
Bu nesil hem zaman hem de para olarak çok fazla çevrimiçi harcama yapan bir nesildir. Yapılan araştırmalar  % 67’sinin mağazadan daha fazla çevrimiçi alışveriş yapmayı tercih ettiğini ve satın alma işlemlerinin% 54’ünü çevrimiçi yaptığını buldu. Ve bunu masaüstü tarayıcılardan yapmıyorlar; akıllı telefonlarını kullanıyorlar! Kulübünüzün güncel mobil yeteneklere sahip olması gerekir, aksi takdirde bu tüketiciler sizi terk edecektir.

4. Y kuşağı araştırmaya yöneliktir; Çevrimiçi değerlendirmeleri okuyor ve güveniyorlar .
Güven burada anahtar kelime. Her 10 kişiden 8’i çevrimiçi olarak en az bir inceleme okuyana kadar “satın alma işlemini tamamla” yı tıklamaz. Bir raporda sosyal medyanın birincil alışveriş bilgisi kaynağı olduğu bulundu. Orada değilsen, onların radarında değilsin. Sosyal medya sitelerinde olumlu ve ilgi çekici bir varlığa sahip olmalısınız.

5. Ödüller, indirimler ve esneklik istiyorlar .
Asla bir fix menü vermeyin . Tek bedene uyan bir yaklaşım işe yaramaz. Y kuşağı, “alakart” nesildir. Kendi deneyimlerini oluşturabilecekleri seçimleri severler. Bu gerçek, kablolu televizyonuna karşı tutumlarına en iyi şekilde yansır, çünkü onlar geleneksel kablolu tv modellerinin düşüşünden sorumlu birincil nesildir. Ayrıca sadakat ve ödül programlarından yanalar hem de oldukça çok. Bu kuşağın üçte ikisi en az bir sadakat programına üye..

Bunların hepsi var mı? O zaman sorun yok gibi.
Evde kalın, sağlıklı kalın…

Dünya her geçen gün daha zor bir yer haline gelmeye başlıyor olacak ki başka gezegenlerde hayat arıyoruz…

Tüketmek insanın doğasında olan bir eylem. Gereğinden fazla tüketmek ise modern çağın bir hastalığı. Her şeyden daha fazla istiyoruz. Daha fazla yemek, daha fazla giysi, daha fazla sevilmek… Bu durum devam ettikçe dünya gerçekten yaşanması zor bir yer olmanın hakkını verecek ve kaynaklarını tüketecektir.
Dünya basını yazıyor, dernekler ses getirecek eylemler yapıyor, popüler kişiler tüm iletişim yollarını kullanarak “tükeniyoruz” diyorlar. Bu çağrıya ses vermek bir insanlık görevi haline gelmiştir ve yapılması gerekenlerin kusursuz bir şekilde hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Türkiye istatistik kurumunun yaptığı bir açıklama dikkatimi çekti; trafikte yirmi üç milyon civarı araç olduğunu belirttiler. Bu araçların ay içinde sadece 1 kez yıkandığını düşünerek tüketilen suyun ne olabileceğini düşündüğünüzde akıl almaz bir rakama ulaşabilirsiniz. Bir yıkama esnasında 100 litre civarı su tüketildiğini belirterek hesap yapmanızı kolaylaştırabilirim. Bu kadar su tüketiminin olması ve buna müdahale edilmemiş olması dünya için acil düşünülmesi gereken bir konu diye düşünmeye başladım.

Dünya için suyun ne kadar önemli olduğunun farkında olarak 2018 yılı itibari ile bir projeye başladık. Proje dünyanın geleceği için önemli olduğu kadar kullanıcısına daha önce hiç görmediği bir deneyim sağlayacak bir iş modeli olarak 2019 yılının ortalarında hayata geçti. Suyu koruyan yeni nesil iş “Dust Hunters”.

Klasik bir oto yıkama esnasında ne kadar su kullanıldığını yukarıda kısaca anlatmıştım. Bunun çözümü ise suyu buhara çevirerek su tüketimini azaltmaktı. Bu teknoloji sayesinde yıkama esnasında kullanılan su 8 litre civarına düşüyor ve bu rakam %90 tasarruf demek.

İş modeli olarak buharla araç yıkama fikri çevreci olmanın dışında bir yenilik demektir. Yenilikler çevreye duyarlı olarak hayata geçerse dünya bizim evimiz olmaya devam eder ve alternatif yaşam alanları sadece öğrenmek için olurlar.

Tüketimde tasarruf etmeyi öğrenmeli, geliştirmeyi düşündüğümüz projelerin çevreyi korumasına özen göstermeliyiz.
Gelecek bu neslin sorumluluğunda!